Mutlu çocukluğu tekrar yakalamak

Mutlu bir çocukluk için

Reklamlar

Görsel

Sevdiklerinin arasında sen de varmısın?

Eğer senden sevdiğin kişileri sıralamanı isteseydim,

Bu soruyu okuyan hemen hemen herkesin cevabı kendilerinin listede olmayışı…

Açıkçası şu ki sevgiden bahsettiğimizde ne yazık ki hep kendi dışımızda birşeyleri sevmeyi düşünüyoruz. Ailemiz, çocuklarımız, evimiz, arabamız, işimiz, arkadaşlarımız… Kendimizi sevmek aklımıza bile gelmiyor.

Niçin?

Çünkü, bize kendini sevmenin kibir, şımarıklık, kendini beğenmişlik, başkalarını küçük görmek, ukalâlık ve bencillikle aynı olduğu fikri verilmiş.

Amaç insanlara alçakgönüllülük aşılamak ve kibire kapılıp benliklerinin kabarmalarını engellemekmiş. Doğru ya kibirli bir insan sadece hata yapar, ne kendine ne başkasına hayrı dokunur; üstelik de hiç bir hatasının farkına varmadığı için kişisel olarak gelişmesine imkân yoktur.

Pek çok düşünce yapısında, insanlar ve kültürler kötü birşeyden uzak durabilmek için  genelde tam zıddına koşar, bu sefer de tam zıddı hataları yaparlar. İşte bu konuda da orijinal fikir amacını aşmış, insanlara temel bir alçakgönüllülük aşılamak yerine bu sefer de kişiye kendini sanki insanlığın bir parçası değilmiş gibi görmeyi, kendini yok saymayı aşılamaya başlamış. Sonuç olarak insanlar kendilerini sevmeyi ve kendilerine değer vermeyi bilmez olmuşlar. Kendi hayatlarını hiçe sayarken hep başkalarına muhtaç olmuşlar. Başkalarını kendilerinden mutlak olarak daha yüce görmeyi öğrenmişler. En acıklısı da en temel ihtiyaçları olan sevgiyi bulabilmek için kendi özlerindeki kaynaktan faydalanmak yerine başkalarına kul köle olmuş, beğenilmek, takdir edilmek, popüler olabilmek için kendi kendilerine ihanet eder olmuşlar.

Oysa bir düşünün, herkes bu toplumun, bu dünyanın, bu hayatın bir parçası. Bir kişiyi diğer kişiden daha değerli kılan temel hiç bir sebep yok. Hepimizin özü aynı.

Peki niçin başka herkesi sevip, kendimizi dışlıyoruz? Niçin başkalarına bol bol sevgi dağıtıp kendimizi bir gülümsemeye muhtaç duruma sokabiliyoruz? Başkaları sevgimize, bağışlamamıza, gayretlerimize lâyıkken biz hangi sebepten dolayı bunlara lâyık olamıyoruz? Kendimiz o kadar mı değersiziz ki şevkatimizle kendimize sarılıp, kendimizi affedip, “seni çok seviyorum” diyemiyoruz?

Kendini sevmek

Kendini sevmek hiç bir zaman ne kibirdir ne de bencillik.

Kendini sevmek başkalarını sevmek gibidir.   Kendi hakkınızda, tıpkı üstüne titrediğiniz çocuğunuz gibi düşünmektir. İçindeki çocuğu iyileştirmektir. Kendini korumak, geliştirmektir. Kendine bakmanın ve mutlu olmanın en temel yöntemidir.

 

Bazı kişiler ise bu soruya cevap olarak listede bulunduklarını ama pek çok kişiden sonra geldiklerini söylüyorlar…

Listede bulunmak kişinin en azından kendisini sevmeyi öğrenmeye başladığını gösterir ve bu çok çok çok önemlidir. Ama gene de yeterli değildir.

Niçin mi? Çünkü:

  1. SENin için SENden daha önemli hiç kimse yoktur.
    • Herkes çekip gittiğinde sen kendinle tek başına kalırsın. Başın dara girdiğinde başkaları belki yanında olabilirler ama sen her zaman kendi yanındasın.
  2. Sana en yakın kişi sadece sensin.
    • Eğer kendini dinlemeyi öğrenirsen seni senden daha iyi tanıyacak başka kimse olamaz. Kendini koşulsuz olarak sevmeyi, kabul etmeyi öğrendiğinden kendinin en iyi arkadaşı ve en iyi danışmanı olursun.
  3. Sevdiğin kişilere verdiğin sevginin asıl kaynağı sensin.
    • Başkalarına karşı hissettiğin o sevgi SENde ki evrensel noktadan kaynaklanıyor. Bir okuyucumuzun da söylediği Yunus Emre’nin sözleri gibi “Bir ben var bende benden içeru”… O sevgiyi hisseden o sevgiden dışlanabilirmi hiç?

 

Görsel

Blog İstatistikleri

  • 3,064 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com