Özündeki mükemmeliyeti gör ve bil. Gerisi sen değilsin.

Gözlerini kapat ve kendini en mükemmel hâlinle hayâl.jpgÖzümüzdeki güzellik ve mükemmelliği gerçekleştirememektir zaten bizi bunaltan, tatminsiz ve sıkıntılı yapan. Gerçekleştiremememizin temel sebebi de tersine fikirleri benimsemiş olmamızdır. “Yapamazsın”lar, “sen mi başaracaksın”lar döner dolaşır “yapamam”, “ben mi başaracağım” olarak içselleşir…
Ya da önceden hiç yapılabilmiş değildir ve sırf bu sebeple hiç bir zaman yapılamayacağına iknâ olmuşuzdur. Oysa, sadece kendimiz için değil, insanlık için de herşeyin bir ilki vardır.
Bu ilkin ne olması istediğimizi hepimiz biliyoruz; gerek insanlık için, gerek şahsımız için. Bunu çok yakınımızda hissediyoruz. Tıpkı dilimizin ucunda duran ama bir türlü hatırlayamadığımız bir köyün ismi gibi…
Nasıl ki başka birşeyle ilgilenmeye başladığımızda o dilimizin ucunda duran ama bir türlü hatırlayamadığımız köyün adı aklımıza geliverir, işte öylesine kolaylıkla gerçekleşecektir bu hayâlini kurmaya bile çekindiğimiz… gerçekleşmesinin ne kadar yakın olduğunu hissedip de inançsızlığımızla geri itip durduğumuz bu durum. Yavaş yavaş, doğada var olan bütün süreçler gibi kendi kendine pişip gelişecektir.
İstediğinizle inandığınızının çelişkisi içinde neredeyse ikiye bölünüp kalmayın. Bilin ki siz mükemmelsiniz. Bilin ki siz mutlu bir hayatı hak ediyorsunuz. Bilin ki hayatta başınıza gelen herşey size birşeyler öğretti.
Artık izin verin. Bırakın gitsin… mutluluğunuza, güzelliğinize ve mükemmeliyetinize inanmayan; sizi devamlı aşağıya çekmek isteyen bilinçsizlik, koşullanma ve izolasyon.
Sevgiyle Paylaşın ❤
Reklamlar

Hayatımızın Amacını Keşvetmek

Eğer hayatının amacını hâlâ bulamadıysan.jpgTutkularımız ruhumuzdan gelen bir çekimdir. Ruhumuz bu dünyada ne işle meşgul olmak için geldiyse bu konudaki becerilerimizi arttırmak üzere tutkularımızla bizi yönlendirir. Aslolan hangi isteklerimizin “ruhumuzdan gelen tutkular” olduğunu hangilerinin ise sadece koşullanma, hırs gibi nefsimizden kaynaklanan istekler olduğunu anlayabilmemizdir. Bunu anlamak için sessiz bir kafayla ruhumuzu dinlemeyi öğrenmemiz gerekir. Sonra yolumuz yavaş yavaş aydınlanmaya başlar.
Sevgiyle Paylaşın ❤

Hayâlleri gerçekleştirmek…

Hepimizin pek çok hayâli vardır değil mi?

Kimimiz  çok zengin olmak isteriz, ama zenginliği  ve zengin insanları hor görürüz. Kimimiz ise basit ve huzurlu bir hayat isteriz ama iş o hep hayâlini kurduğumuz dağdaki küçük kabinde yaşamaya gelince aklımıza şehrin nimetleri geliverir.

Kimimiz çok başarılı bir sporcu ya da artist olmak isteriz. Ama çalışmalar yoğun tempoya girince veya karşımıza çıkan ilk başarısızlıkla hayâlimizden uzaklaşmaya başlarız.

Ve pek çoğumuz hayâlini kurmuş olduğumuz en  azından bir şeye hayatımızın bir anında ulaşmışızdır. O sevgiliye, işe, ortama ulaşmışızdır. Ama elimizde tutamamışızdır. Çünkü yüreğimiz, o alışık olmadığımız adımları atmaya cesaret gösterememiştir. Sevgiliye uygun tepkileri gösterememişizdir, belki de bile bile… sırf alışık olmadığımız için. İşimizde o hep istediğimiz pozisyona gelmişizdir ama başarıyı içimize sindirerek gerekli uygun davranışları sergileyememişizdir. O çok istediğimiz ortama girebilmişizdir ama içimizdeki eski biz, bizi devamlı kendisine çekip durmuştur.

Ve aklımız inanmadığı, yüreğimiz bilinmezliklerden korktuğu için nihayetinde geri düşmüşüzdür… alışageldiğimiz, ufukları geniş ama kendisi küçük penceremize.

Öğrenin ve kendinizi üzmeyin.  Hayat her zaman yeni kapılar açar.Sorman gereken soru.jpg

İsteklerin korkularının arkasında bekler

Sizce bir çocuk anne karnındayken doğumunu korkuyla mı bekler? Yoksa huzur içinde doğacağı güne mi hazırlanır?

Peki bir çocuk düştüğünde korkup yürümekten vazgeçer mi? Yoksa poposunu kaldırıp bıraktığı yerden yürümeye devam mı eder?

Peki niçin biz yetişkinler, korkularımızın esiri olarak rahat bir nefes bile alamayız?

Niçin kendimizi sahip olduklarımızın zaten isteklerimiz olmuş olduğuna inandırarak yeni birşey denemekten, o hayat boyu istediğimiz şeye doğru bir adım atmaktan korkarız? Ve korkularımızın bizi durdurmasına izin veririz?

Atalarımız “Korkunun ecele faydası yok” demişler. Yalan mı? Hepimiz teker teker şahit değilmiyiz ki insan ne kadar korkularına izin verirse o kadar çürüyüp gidiyor?

Bütün.jpg

İnsanlar Zorluklarla Karşılaştıkça Evrimleşirler

İnsanlar zorluklarla karşılaştıkça evrimleşirler.jpgİnsalar Zorluklarla Karşılaştıkça Evrimleşirler.

Bazı inanışlar insanların ve diğer bütün varlıkların daimi bir evrimleşme sürecinde olduğunu söyler. Bazı inanışlar ise insanların mükemmel olarak yaratıldıklarını ve sadece kişisel bir olgunlaşmanın söz konusu olabileceğini…
Açıkçası, ikisi de aynı düşüncenin farklı bakış açılarını temsil ederler. Çünkü herhangi birşeyin potansiyel mükemmelliği, onun faal mükemmelliğini garantilemez ve olgunlaşma sürecini dışlamaz. Kişisel olgunlaşma süreci red edilebilir bir durum olmadığı gibi, bireylerin toplumdan, toplumun da evrensel bütünlükten ırak varlıklar olmadıklarıda gitgide daha çok idrak etmeye başladığımız bir bilgidir.
Sevgiyle Kalın

Güzelliğe İzin Ver

Bu yeni aya güzel bir fikirle girelim…
Pek çoğumuz hayatımızda var olan ve olabilecek güzellikleri görmekte zorlanırız. Sebebi hayatımız hakkında sahip olduğumuz olumsuz inançlardır.
Gelin bu ay bir oyun oynayalım: Aklımıza gelen ve olamaz diye red ettiğimiz bütün güzel düşünceleri gözlemleyerek “Gerçek olabilecekleri” ihtimâline İZİN verelim.
Gerçekleştiklerinin hayâlini kuralım. Keyfini çıkartalım. Ve bir beklentiye girmeden normal hayatımıza devam edelim. Sadece zihinsel bir oyun…Hayatında güzel şeylerin.jpg

Gönülden sevin

Başkalarının başına gelen güzel şeyleri kıskanmak yerine,

Görsel

Heveslerin ve hayatının amacı

Niçin bazı konulara heves ederiz de bazı konulara ne kadar teşvik edilirsek edilelim hiçbir şekilde ilgi duymayız?

Yüreğine heyecan veren,

Bazı konular vardır ki, hakkında hiçbirşey bilmesek bile son derece ilgimizi çeker. Kimimiz spor severiz, kimimiz doğayla ilgileniriz, kimimiz dikiş severiz, kimimiz nakış. Hiç kimseyi cezbetmeyen istatistik gibi konulara hayran olup, o konuda çalıştıkça zevkten dörtköşe olan hiçkimseyi tanımıyormusunuz? Ben tanıyorum.

En alâkasız konuların bile bir hayranı, bir meraklısı vardır. Niçin? Çünkü herkesin farklı bir zihni, geçmişi ve geleceği vardır. Herkesin bu dünyadaki misyonu farklıdır.

Bu misyon bizi devamlı kendine çağırır.

Bu misyonu kafasındaki sözlerle işitene deli der geçeriz… Çünkü pek çoğumuz bu çağrıyı işitmekte çok acizizdir. Şimdi… Kafamızdaki her sesin yüksek anlam taşıdığını söylemiyorum. Kimbilir. İşitenden başkası bunu yargılayamaz.

Dünyaya gelişimizde ki asıl amaç bize kendisini ancak ruhumuz vasıtasıyla duyurur. Ruhumuz ise ancak kalbimizin sesini işitmeyi öğrendiğimizde dile gelmeye başlar.

Nedir bizi cezbeden? Nedir gördüğümüzde, yaptığımızda yüreğimize ferahlık veren veya cezbesiyle dikkatimizi her zaman kendisine çeken?

Müzik dinlerken kendinizden mi geçiyorsunuz? Dikkat. Burada çok önemli bir mesaj var. Ya müzikteki mesaj ya da müziğin kendisi size sizi anlatıyor.

Ama bir başka dikkat edilmesi gereken nokta daha, ve bu çok hassas bir nokta: Koşullanma mı? Ruh mu? Kısacası zihninin takıntısı mı senin dikkatini orada tutan, yoksa taa ruhunun derinliklerinden gelen, iliğinde kemiğinde hissettiğin bir bütünlük mü?

Heveslerin ne kadar birbirinden alâkasız gözükürse gözüksün… hiçbiri rastgele değil. Hayatın boyunca bu resim yavaş yavaş açığa çıkacak. Ruhunu dinlemeye devam ettikçe, farklı görmeyi öğrendikçe, gün gelip göreceksin ki, hepsi bir noktaya yöneliyorlar: Sen, hayatın boyunca, tıpkı bir heykeltraş gibi, ilhâmlarını takip ettikçe kendinden mükemmel bir sanat eseri yaratmaktaymışsın meğer.

Artık farkındasın. Daha zevkle ve kararlılıkla sanatına devam et.

Doğa hiçbirşeyi aceleye getirmez.

Doğa.jpg

Görsel

Beklentilerin gerçek olur

Beklentilerin gerçek olur

 

Görsel

Blog İstatistikleri

  • 3,064 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com