Problemleri çözebilmek için farklı bir anlayışa ihtiyaç duyarız

Hiç bir problem yaratılmış

Bu söz Albert Einstein’ın 23 Haziran 1946 yılında Michael Amrine ile yaptığı mülâkatta söylediği bir sözdür. (‘The Real Problem is in the Hearts of Men’: ‘Gerçek Problem İnsanların Kalplerindedir’ New York Times Dergisi, sayfa 7) Einstein tam olarak “Eğer insanlık yok olmaktan kurtulup, daha ileri seviyelere ulaşacaksa, bunun yolu yeni bir düşünce tarzından geçer” demiştir. Makalenin psikolojik ve ruhani kapsamından, ve cümlenin kurulduğu bu ortamdan çıkarak bu sözdeki anlamı aynı kısalıkta ifade edebilmek için, insanlar farklı cümleler üretmişlerdir.

Ama bütün cümlelerdeki temel anlam, insanlığın eski dünya düşünce yapısından, yani ‘zıtlıklar’düşünce yapısından çıkarak bir yüksek aşamadaki düşünce yapısına, yani ‘birlik’ düşünce yapısına ulaşmaları gerektiğini ifade eder.

Sonsuz yaradılışın temel tanımı zıtlıklar değildir. Zıtlıklar, evrende  sadece bir anlık, ve organizmaya göreceli tanımlardır. İyi/Kötü, Faydalı/Zararlı, Bizden/Onlardan, Güzel/Çirkin gibi birşeyi  ancak zıt tanımlarla tanımlayan bir zihin, evrimleşme sürecinde hızlı karar ve seçimler verilmesini sağlayarak hayatta kalmanın değerli bir aracı olmuştur. Ancak, sonsuz yaradılış gerçekte her an değişim içindedir. Sonsuz tanımları ve sonsuz boyutları olan bir olgudur. Zihnimizin 0/1 sınıflamasını ‘sonsuz’ aşar. Zihnin bu sonsuz yaradılışı kavrayabilmesi için 3(+1) boyutun üstüne çıkması ve tıpkı bir labirente yandan değil de yukardan bakıyor gibi görebilmenin getireceği avantajı yakalaması gerekir. Zihin, ancak boyut atlamayı öğrendiğinde bu sonsuz karmaşık ve dinamik yaradılışın içinde doğru yolu bulabilmeyi de öğrenir.

Ama hepimizin tahminlerinin dışında… doğru yolu bulan zihin değildir. Zihin sadece kendisinin bu mükemmel mekanizmada sadece belli bir rolü olduğunu idrak eder. Daha doğrusu bunu ‘biz’ idrak ederiz. Kendimizi zihnimizle tanımlamayı bırakırız. Zihnimiz ile kalbimiz arasındaki o bir karışlık mesafeyi aşarız. Sonsuz bilinci dinlemeye başlarız. İşte bu durumda artık biz sadece 3(+1) boyutlu sınırlar çizgisinde yaşayan varlıklar olarak bizi kat kat kere kat kat aşan bir evrende debelenip durmayı bırakırız ve gerçek kimliğimize bürünerek bu hayata, bu dünyaya, bu evreni idrak ederek lâyık olan ‘İnsan’ olmayı başarırız.

Sevgiyle Paylaşın ❤

Reklamlar

Bir elin nesi var? İki elin sesi var.

Toplumun gücü,

Görsel

Blog İstatistikleri

  • 3,071 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com