Hislerimiz pusulamızdır.

Her an ne düşünmekte olduğunu gözlemle.jpgHer an hislerimizin farkındalığında olmamız kendimizi, çevremizi ve hayatımızı daha iyi gözlemlememiz anlamına gelir. Bu gözlem ise var olandan ne kadar hoşnut olduğumuz ne yapmak istediğimiz sorularını kendimize sormamızı sağlar. Bu soruların cevabında ise hayatımızı istediğimiz gibi yönlendirebilme gücü saklıdır.
Sevgiyle Paylaşın ❤
Reklamlar

Sen bu evrende yalnız değilsin

Pek çok şey seni bu koskoca evrende yapayalnız, çaresiz, ümitsiz olduğun hissine itebilir. Ama hiç bir zaman aklından çıkartma: Bu evrende yalnız değilsin. Seni gören, sen farkında değilken bile seninle birlikle olan, şah damarından da yakın olan, seni bir evlâdının ilk adımlarını atışını seyreder gibi şefkâtle izleyen, senin kendi yüceliğinin gerektirdiği özgür iraden ve mutlak gücünle, sahip olduğun o kutlu noktaya ulaşman için yönlendiren, onu işitemeyip hatalar yaptığında seni cezalandırmak yerine sonsuz bir sabırla sana seslenen, mutluluğundan başka bir ajendası olmayan bir güç var. O sonsuz güce ve bilgeliğe kulak ver.Bu evrende.jpg

Bırak gitsin. Zaten seninse geri döner.

 

Sahip olduklarımızın uçup.jpg

Birşey bizi mutlu etmeye başladıktan sonra biz onu artık mutluluğumuzun kaynağı olarak görmeye başlarız. Geçici de olsa mutluluğumuzu sağlayan bu dış unsur, artık bizim “mutluluğumuzun bizim dışımızdaki bir objelere bağımlı olduğu” inancını geliştirmemize sebep olur.

Mutluluğun aslında içsel bir özellik olduğunu unuttuğumuz andan itibaren ise bütün ümidimiz bu objeler olur ve biz bu objelere “bağımlı” konumuna düşeriz.

Şanslıyız ki hayatta tek değişmeyen şey değişikliğin kendisidir. Dolaysıyla gün gelir, bize mutluluk veren o şey uçup gider. O zaman içine düştüğümüz üzüntü ve umutsuzluk aslında bize unuttuğumuz birşeyi hatırlatmakla vazifelidir: Mutluluğun özü kendi içimizdedir.

Bu bunalımlı devre aslında sadece daha bilinçlenmiş bir insanın yaradılışının hikayesidir.

Üzüntülerimiz zaman içinde hafifler, hayat devam eder. Tekrar mutlu olmaya karşı direncimiz azaldıkça karşımıza bizi mutlu edecek ufak tefek şeyler çıkmaya başlarlar. Veya bir koku, bir ses, herhangi bir şey bize mutlu bir anımızı tekrardan hatırlatır. İşte o sihirli anda içimizde mutluluğu tekrar hissederiz. Ama bu sefer mutluluğumuzun sebebi kendi içimizdedir.

Daha da farkındalık sahibi olmayı başaran insanlar, gözle görülür, elle tutulur bir sebep olmadan mutlu oldukları anları, çocukluklarındaki o saf mutluluğu, meditasyon veya dua anındaki o ferahlığı hatırlarlar.  Bu hissin şu andaki koşullarından ne kadar bağımsız bir şekilde “var olabileceğini” idrak ederler. Baktıkları çiçek ile o çiçeği görürken hissettikleri o sonsuz hayranlığı, huzuru birbirinden ayırt edebilirler. Hissettikleri mutluluğun çiçekte değil kendi içlerinde olduğunu anlarlar. Ve gitgide kendi özlerine dönmeye başlarlar. Gerçekte mutluluklarını  gölgeleyen tek şeyin aslında dış kaynaklara bağımlı olmaktan oluştuğunu görürler.

Artık özgürdürler. Ve yürekleri bir kuş kadar hafif, gökyüzü kadar engindir.

Artık gerçekten mutludurlar. Çünkü içlerinde ne bir savaş, ne de bir direnç kalmıştır. Mutluluklarının kaynağını keşvetmişlerdir: Özbenliklerinin “mutluluk” olduğunu idrak etmişlerdir. Ve bu idrakle artık mutluluğu dış obje ve koşullarda aramak ve onlara bağımlı olmaktan kurtulurlar. Artık tutundukları tek şey, kendi öz benlikleridir. Hoşa giden şeyler hissettikleri mutluluğu misliyle arttırırken, hoşa gitmeyen şeylerin ise sadece kendilerine dönmeleri gerektiğini hatırlatan sinyaller olduğunu idrak ederler.

 

İlişkiler ve Güven:YouTube Video Paylaşımı

Türkçe’de çok güzel bir kelime vardır: “Arka-daş”. Arkanı dönebileceğin, sırtını dayayabileceğin kişi anlamına gelir. Kimi insanlar hayatımızda sadece ahbap, tanıdık olarak kalırlar . Kimileri arkadaşımız olmaya lâyık olurlar. En zoru ise “hayat arkadaşı” olabilmektir. Senelerle, ince nakış işlercesine her anını özenle, farkındalıkla paylaşabilecek yürekli yiğitlerin ‘birlikte’ yürüdükleri yoldur.
Tek başına yürünmez. Onun içindir ki bu yolu kiminle yürüyeceğinizi çok iyi seçmek gerekir.
Bu bir takım arkadaşlığıdır: Güven, eşzamanlılık ve birlikte çalışma gerektirir.
İşte bu sevgililer gününde sizlere, en azından güven nedir konusunu çok anlamlı görsellerle paylaşan bir video sunuyoruz.
Sevgiyle Paylaşın,
Sevgililer Gününüz Kutlu olsun
YouTube videomuz: İlişkilerde güven

2.jpg

 

Doğa hiçbirşeyi aceleye getirmez.

Doğa.jpg

Görsel

Sahip olduğun en önemli ilişki kendinle olan ilişkindir

Hayatta sahip olduğun en önemli ilişki

Görsel

Blog İstatistikleri

  • 3,064 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com