Verdiğin Saygıyı Geri Almaya Lâyıksın

Eğer birisi seni.jpg

Bazen insanlar kendilerine bir sınav yapılmadan verilen sevgiyi, saygıyı idrak edemezler. Bu, aslında kişinin kendi içindeki sevgisizliğin ve saygısızlığın bir ifadesidir. O kişiler özlerinde kendilerine karşı saygısız oldukları için bu saygının da hakketmeden verildiği kanaatindedirler. Aynı şekilde, kendilerine sevgileri olmadığı için ya da kimseden o sevgiyi görmemiş oldukları için onlara testsiz, sınavsız; sırf insan oldukları için verilen değeri sadece bir aptallık ibaresi olarak görürler.
Oysa bir insanın başkasına birşey beklemeden vereceği sevgi ve saygı, tam anlamıyla karşılıksız, koşulsuz ve evrensel sevginin, saygının bir ibaresidir. Karşısındakinin “insan” oluşundan kaynaklanan bir iltifattır.
Bunu anlamak, özellikle “insanların birbirlerinin gözlerini oydukları” bir dünya bakışına sahip kişiler için neredeyse imkansızdır. Bu kişiler için koşulsuz sevgi ve evrensel saygı rafta duran kitaplardaki sözcüklerdir. Arasıra raftan indirip kullanırlar ama ilişkilerini değerlendirdikleri kriterler arasında değildir bu kavramlar.
Evrensel sevgiyi ve saygıyı kavramış, hayatına sokarak her anını bu değerlerle yaşayan kişiler için ise karşılaştıkları insana “İnsan olduğu için değer vermek” çok farklı bir olaydır. Onlar karşılarındaki kişilerin hatalarını kolayca affedebilirler. Çünkü onları çok daha yüksek bir noktadan gözlemlemektedirler. Bu hayatın temel prensibi olan “kişinin olgunlaşması ve gelişmesi”nin özümsenmiş durumudur.
Bu Aydınlık insanlar, diğer kişilerin temel kabul ettikleri kuralların pek farkına varmadıkları veya dahil olmak istemedikleri için sıklıkla lâyık olmadıkları tavırlara maruz kalırlar. Karşılarındakini suiniyetini görmek istemedikleri için kullanılmaya açık olurlar.
Yüksek ideallere sahip olup, her anını o ideallerin seviyesinde yaşamaya gayret eden kişiler diğer insanların vahşi hayvanlar gibi birbirleriyle çekişmelerinin getirdiği koşullara saplandıklarında dengeyi bulmakta oldukça zorlanabilirler. İdealleri gündelik hayata uygulamak oldukça güçlü bir karakter isteyen ve her insan için en zor durumlardan biridir.
Bu kişilerin üzerinde çok titizlikle durmaları gereken bir nokta vardır: O da denge noktasıdır. Dengenin ilk kuralı sevgi ve saygıyı kişinin öncelikle kendisine vermesi gerektiğini idrak ederek bütün ilişkilerini bu süzgeçten geçirmeyi öğrenmesidir. Bu önyargılı olmak ve diğer zitlik dünyası zihniyetinde diğer insanlarla koşullu ilişkilere girmek anlamına gelmez. Çünkü bu ruhu aydın kişilerin hazmedebileceği bir koşul değildir. Bu sadece önceliği kendisine tanımak ve hemen arkasından da başkalarına aynı sevgi ve saygıyı verebilmeyi öğrenmek becerisidir.
Bu kaygan platformda çok kişi, diğerlerinin hayat felsefesi ve kurallarını benimseyerek zıtlıklar silsilesine girer, “o kişi kötü”, “bu kişi bencil” gibi yargılara ve savunmaları benimsemeye ve rahatlatıcı bulmaya başlayabilirler. Oysa bu durumda yapılması gereken ikinci nokta ise, Evrensel Sevgi ve Saygının, aslında o kişilerin kendi gelişim seviyelerini kendilerinin tayin edebilmeleri hakkında evrenin bütün insanlara vermiş olduğu özgür irade hakkına saygı duymak, ve o kişileri Yaradan’dan dolayı sevmeye devam etmektir. Bu becerinin püf noktası ise, karşındakini değiştirmeye çalışmaktansa her insanın temelde kendinden sorumlu olduğunu idrak ederek kendini korumak amacıyla ve agresif olmayan bir şekilde kendini sağlıksız ortamdan uzaklaştırmaktır.
Sevgiyle kalın.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s