Onların Gezegeni

ONLARIN GEZEGENİ.jpg
Sanırım pek çoğumuz insanlığın Dünya’yı yok etme yolunda hızla ilerlediklerini seyrederken, bir yandan da kendi kendimize sorguluyoruz: “Acaba biz gerçekten böbürlenerek zannettiğimiz gibi hayvanlardan daha mı üstünüz?  Daha mı değerliyiz?
Bence bu sorunun cevabı “evet”, ama çok koşullu bir evet. Ancak ve ancak, gerçek potansiyelimize ulaştığımızda, yargılayıcı değil, yaratıcı rolümüzü üstlendiğimizde hayvanlardan bir gömlek üstün konuma geleceğiz. Ama o güne kadar bu dünya üzerinde sadece bir “parazit” gibi çöreklenmiş, Dünya’ya ve üzerindeki bütün varlıklara sadece ölüm ve eziyet getiren İnsanlık, bir yüzkarası, olarak Evren’in tarihine kazınacağız.
Biz bu Dünya’ya, toprağa, hayvanlara ve bitkilere hükmetmek için gelmedik, bu Dünya’yı onlarla paylaşmak için geldik.
Bir söz vardır: “Bir kötülük edeceksen, kötülük ettiğinin bu kötülüğü hak ettiğini öne sürmen gerekir”. Bizler de, bu doğrultuda hayvanlara ettiğimiz zülmü rasyonalize edebilmek için onları beyinsiz, duygusuz birer obje kategorisine koymayı tercih etmişiz. Oysa hayvanlar ne aptal, ne de duygusuzdurlar. Gerçekten de yapılan bilimsel araştırmalar genellikle bulmuşlardır ki hayvanların zekâları takriben beş yaşında ki bir çocuğun kapasitesindedir . Hayvan Psikolojisi araştırmalarında neredeyse bütün sonuçlar onların zekâ, kişilik, sosyal ilişkiler, sevgi, endüstri gibi insanlar için “üstünlük” olarak atfettiğimiz vasıflara sahip olduklarını gösteriyor. Öylesine ki, Hindistan’da yunus balıkları “insan olmayan birey” sınıfına konarak insanlar gibi yaşam hakları koruma altına alınmış durumda. Bu sadece aklın ve bilimsel bilginin getirdiği bir sonuç.
Bir de kendi deneyimlerimizden bahsedelim… İçimizde kaç kişi sadece acıdığı için aç bir hayvanı beslerken, ona bir barınak hazırlayıp kışı ya da yazı rahat geçirebilmesi için onunla ilgilenirken onun bir “obje” olmadığını idrak etti? Niçin samimiyetle hayvanlarla ilgilenen insanlar onlara neredeyse bir çocukmuşçasına ilgi gösteriyorlar? Toplum bu insanları çoğunlukla deli olarak yargılamayı pek sever ama bütün bu hayvanseverlerin hepsi de mi ruh hastası? Hayır, bu insanlar baktıklarını görmeyi öğrenmişler o kadar. Tıpkı çok seneler önce, bir hayvanat bahçesinde benim başıma geldiği gibi…: Gorilin kafesine koşa koşa, kelimenin tam anlamıyla “maymun seyretmeye” gitmiştim. Goril de pencerenin kenarında oturmuş gelen geçen insanları seyrediyordu. Ben, tam gorile yaklaşıp “ceeee” yapmaya yeltendiğimde gorille gözgöze geldim. Ve o anda utancımdan yerin dibine girdim. Eğer o an ne hissettiğimi anlamak istiyorsanız, belli bir yaşa, belli bir olgunluğa gelmiş, kelli felli, belki de bir patron, öğretmen ya da rütbeli bir insana gidip “ceee” yapın. O kişi size hiç bir söz söylemeden, sadece bakışlarıyla sizi yerinize oturttuğunda ve siz utancınızdan yerin dibine girmek istediğinizde, benim o an yaşamış olduğum hisleri hissedeceksiniz. Ben o gorilin bakışlarını hayat boyu unutamayacağım. Hiç bir zaman kendimi o kadar onurlu bir varlığın karşısında onursuz duruma düşürdüğümü hatırlamıyorum. Niçin “onursuz” diyorum? Çünkü açıkça “saygısız”dım. Onu bir oyuncak olarak görmüştüm. O ise beni benden derin görüyordu.
Peki bizim görüşümüz ne kadar derin?
Milyonlarca yıldır, dünya üzerinde insanlar var olmadan da, Doğa Ana bitkileri ve hayvanlarıyla bir cennet zaten yaratmıştı. Bugün sadece bitkilerin ve hayvanların yaşadığı o dünyaya bir seyahat yapabilsek, varlığımızın Dünya Ana üzerine getirdiği zulmü ve zararı misliyle idrak ederek diz çöküp hüngür hüngür ağlarız.
Herhangi bir doğal afetle bizleri, bütün böbürlendiğimiz teknolojimize rağmen, bir günde eteğinden silkeleyebilecek olan Dünya Ana bugüne kadar bunu yapmadı. Çünkü varoluşumuzun sebebi o kadar muhteşem ki, bluğ çağı diyebileceğimiz bu evrimleşme sürecimizde sabırlı olmak, olgun birer yetişkin olarak yaratacağımız gerçek Dünya Cenneti planına hizmet ediyor.
İnsanların bu Dünya’ya gelmesinin amacı Evren’in kendi kendini seyretme ilhâmından oluşmuştur. Dikkat edersek görürüz ki bu Canlılar Dünyasının içinde Evreni aklıyla en çok anlayıp, kavrayabilecek olan İnsandır. Buna duygularıyla huşu içinde seyredip, bedeniyle an be an yaşamayı da katarak, bir bütünlük içinde en derin, en mükemmel şekilde yaşama şansına sahip olan yaratık gene insanoğludur.
İşte bizi hayvanlardan bir gömlek üstün kılan, zihnimizin evreni bilgisiyle kavrayabilme kapasitesidir. Ama biz insanlık, zihnimize olan hayranlığımız, zihnimizin eseri olan egomuzun kontrolü elden bırakamama çabaları sonucunda bu üç bacaklı zihin-ruh-beden taburesinin tek bacağına tünemiş, üstünlük ilân ederken, aslında o nadide beynimizin üzerine düşeceğimiz anı beklemekteyiz.
Ne kadar ironiktir ki bizi gerçekten bütün diğer yaratıkların üstüne çıkartacak olan o zihnimiz, bizi bütün yaratıkların en aşağısına çekmeyi başarmıştır. Bize potansiyelimizdeki üstünlüğü işaret ederek haklılık ilüzyonu veren zihnimiz (ve ürünü olan egomuz), bizim taburenin tek bacağının üzerinde kenetlenmiş hâlde düşüşümüzü seyredip kıs kıs gülmektedir.
Oysa, Evren insanlığı var ederken ona verdiği zihinle çok daha ileri, çok daha engin bir amaç güdmekteydi. Ve aslında hâlâ güdmektedir. Kur’an’da “Allah insana nefesinden üflemiştir” denir. Bunun anlamı çok derindir. İnsan, Evrenin bütünsel bir parçasıdır. Dünya üzerindeki rolü ise, bu bütünselliğiyle zihnini, duygularını ve bedenini hem kendi içinde, hem de Evrenle birleştirerek mükemmel bir katalizatör konumuna getirmektir. Yani rolü bu Dünya bahçesinin, -sevgisiyle, sanatıyla, rahmetiyle- üstad bahçıvanlığı, bakıcılığı konumudur.
Evrenin bize atfettiği bu yüce konum işte budur. Eğer ki biz bu muhteşem konuma erişmeyi başarabilirsek, bu Dünya’da bir parazit ırk olmaktan çıkıp o diğer ırkların her an hayır duasını alacak olan hâmilik rolüne, rütbesine erişmiş olacağız. Kendi potansiyelimiz bizim hayâllerimizi bile zorlamaktadır. Ama gerçekleşmesi avucumuzun içindedir.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s