Hayâlleri gerçekleştirmek…

Hepimizin pek çok hayâli vardır değil mi?

Kimimiz  çok zengin olmak isteriz, ama zenginliği  ve zengin insanları hor görürüz. Kimimiz ise basit ve huzurlu bir hayat isteriz ama iş o hep hayâlini kurduğumuz dağdaki küçük kabinde yaşamaya gelince aklımıza şehrin nimetleri geliverir.

Kimimiz çok başarılı bir sporcu ya da artist olmak isteriz. Ama çalışmalar yoğun tempoya girince veya karşımıza çıkan ilk başarısızlıkla hayâlimizden uzaklaşmaya başlarız.

Ve pek çoğumuz hayâlini kurmuş olduğumuz en  azından bir şeye hayatımızın bir anında ulaşmışızdır. O sevgiliye, işe, ortama ulaşmışızdır. Ama elimizde tutamamışızdır. Çünkü yüreğimiz, o alışık olmadığımız adımları atmaya cesaret gösterememiştir. Sevgiliye uygun tepkileri gösterememişizdir, belki de bile bile… sırf alışık olmadığımız için. İşimizde o hep istediğimiz pozisyona gelmişizdir ama başarıyı içimize sindirerek gerekli uygun davranışları sergileyememişizdir. O çok istediğimiz ortama girebilmişizdir ama içimizdeki eski biz, bizi devamlı kendisine çekip durmuştur.

Ve aklımız inanmadığı, yüreğimiz bilinmezliklerden korktuğu için nihayetinde geri düşmüşüzdür… alışageldiğimiz, ufukları geniş ama kendisi küçük penceremize.

Öğrenin ve kendinizi üzmeyin.  Hayat her zaman yeni kapılar açar.Sorman gereken soru.jpg

Reklamlar

İltifat kabul etmek

Bir kişi size iltifat  ettiğinde nasıl tepki gösterirsiniz?

O iltifatın altında ezilip, ona nasıl lâyık olmadığınızı, bir hata olmuş olduğunu, şans eseri olduğunu mu anlatmaya başlarsınız?
Yoksa o iltifatı size yürekten gelen bir hediye olarak saygıyla mı kabul edersiniz?

İltifat kabul etmeyi öğren.jpg

Pek çok kişi başkalarından daha üstün olmaktan, daha doğrusu, sosyal kıyaslamalar yapıldığında daha üstün çıkmaktan çekinirler. Kimisi bundan başkalarının kalbinin kırılmasını, ezilmesini istemediği için çekinir, kimisi de başkalarının kıskançlık ve hasedine maruz kalacağından, nazardan korktuğu için istemez.

Ama her gönülden gelen iltifat sizdeki bir cevherin açığa çıkarılmasıdır. Bir insanın size samimiyetle baktığının ve sizi gördüğünün bir işaretidir. Sizdeki güzellikleri görebilen, sizin yücelmenizden sevinç duyan bir insanlık belirtisidir. Sizin de kendinizi daha da çok yüceltebilmeniz için bu güzelliğinizin farkına varmanızı isteyen bir dostun hediyesidir.

Bu iltifatı red etmek kibarlık ve alçakgönüllülükten geliyor gibi görünse de samimiyetsizlik kokar. Çünkü, takdir edilmek, beğenilmek bütün sosyal canlıların en doğal özelliğidir. İltifatı değersizleştirmek hem karşınızdakinin ve sizin ufuklarına gem vurur, hem de kendi öz değerinizin değersizleştirmesine yol açar.

Ve kendi değerini bilmeyen herkesin sonu değersizliktir.

Dolayısıyla, birisi size bir iltifat ettiğinde ona gülümseyin, gözünün içine bakın ve en değerli bir hediyeyi aldığınızın bilinciyle bütün samimiyetinizle ona teşekkür edin ve bu iltifatı edinin. Ne izah etmenize, ne detaylara girmenize, ne şansınızdan ne de şanssızlığınızdan bahsetmenize gerek vardır. Bütün yapmanız gereken size verilen bu hediyeyi kabul etmektir.

O andan itibaren, o iltifatı kulağınıza küpe yapın ve eğer o kaideye yerleştirildiyseniz içinizde o değeri gerçekleştirebilecek bir özellik bulunduğunu idrak edin.

İltifat kabul etmek, olmadığınız bir yerde olduğunuzu düşünerek kibir ve tembelliğe girmenin bir ifadesi değildir. Aksine, bir yola baş koymaktır… Arkadaşınız sesinizin güzel olduğunu mu söyledi? Demek ki bu değeri taşıyorsunuz. Elbette ki etüd etmeden, pratik yapmadan, her gün zevkle, özgüvenle daha güzel şarkı söylemeye gayret etmeden, sırf arkadaşınız söyledi diye bir anda süperstar olmadınız. Ama içinizde ki siz, oldu! Gerisi size kalmış.

Bu süreci, karşınızdakinin samimiyetinden şüphe duysanız bile yapın. Eğer kişinin art niyeti olduğuna inanıyorsanız, gelecekteki alışverişlerinize dikkat edin. Ama gene de kabul edin ve bunu özgüveninizi pekiştirmek için kullanacağınız bir hammadde olarak görün. Bir düşünün, eğer bu kişi sizi manipule etmek için yaptıysa, hem oyunlarına düşmediğinizde, hem de iltifat ettiği konuda gidgide ilerlediğinizde ne kadar şaşkına uğrayacaktır. Eğer size iltifat ederek egonuzu okşayıp, sizi yanlış yollara sürüklemeye çalışıyorsa, basitçe hangi yöne gitmek istediğinizin sizin seçiminiz olduğunu bilin.

Sevgiyle kalın.

Değerin başkalarının tasarrufunda değildir.

Başkalarının senin değerini görememeleri.jpg

Görsel

İsteklerin korkularının arkasında bekler

Sizce bir çocuk anne karnındayken doğumunu korkuyla mı bekler? Yoksa huzur içinde doğacağı güne mi hazırlanır?

Peki bir çocuk düştüğünde korkup yürümekten vazgeçer mi? Yoksa poposunu kaldırıp bıraktığı yerden yürümeye devam mı eder?

Peki niçin biz yetişkinler, korkularımızın esiri olarak rahat bir nefes bile alamayız?

Niçin kendimizi sahip olduklarımızın zaten isteklerimiz olmuş olduğuna inandırarak yeni birşey denemekten, o hayat boyu istediğimiz şeye doğru bir adım atmaktan korkarız? Ve korkularımızın bizi durdurmasına izin veririz?

Atalarımız “Korkunun ecele faydası yok” demişler. Yalan mı? Hepimiz teker teker şahit değilmiyiz ki insan ne kadar korkularına izin verirse o kadar çürüyüp gidiyor?

Bütün.jpg

Blog İstatistikleri

  • 3,071 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com