Başarı…

Bazen çok güzel hayâllerimiz olur. Nasıl ulaşacağımızı da az biraz biliriz. Hattâ belki ulaşmışızdır da… Ama birşey vardır ki eğer dikkat etmezsek ha hiç ulaşamamıza ya da ulaşsak bile alaşağı olmamıza neden olur. O da kendimize olan dürüstlüğümüzdür.

Elbette ki bir hayâli gerçekleştirmenin yolu hayâllerine bütün benliğinle inanmaktan geçer. Ancak hayâllerimizi gerçekleştirirken yürüyeceğimiz yol hassas dengelerle doludur ve kendini kandırmayı kaldırmaz.

Kendini kandırmak ile kendine inanmak arasında büyük ve önemli bir fark vardır.

Birinde insan oynadığı sahanın niteliğinden haberdar bile değildir ve dolayısıyla bu sahada hiç bir maçı kazanamaz. Öbüründe ise kişi oynadığı sahayı bilir, oyununu ona göre açar ama odaklandığı nokta sahanın engebeleri değil, hayâlindeki başarıdır.

Kendimize olan dürüstlüğümüz, hem kendi koşullarımızın hem de dış koşulların bilgisini bize taşır, bizi gafletten korur ve oyunu başarıyla bitirmemiz için gerekli bilgileri bize verir. Eğer başarılı olmak istiyorsan.jpg

Reklamlar

Kendi içindeki huzur her an daimdir.

Hiç başınıza geldi mi…?  Aşırı sıkıntılı gününde, için kasvet dolmuşken tıpkı yağmur yağarken güneşin açması gibi, karşınıza birşey çıkar ve havanızı bir anda değiştiriverir.

Belki 17-18 yaşımdayken bu benim başıma gelmişti.  Birkaç gündür üzerimden atamadığım bir ağırlık vardı. Aşırı bunalıyordum. Bu sıkıntıyı üzerimden nasıl atacağımı bilemiyordum. Ne için olduğunu bile çözememiştim. Bir gün çay bahçesinde otururken yan masada sağır ve dilsiz iki gencin birbirleriyle iletişimleri dikkatimi çekti. Onların el kol hareketleriyle konuşmaları, engellerine rağmen keyifle sohbet etmelerini  seyrettikçe onların dünyalarına girmeye başladım. Birkaç dakika içinde üzerimdeki bütün ağırlık gidiverdi. Kendimi kuş kadar hafiflemiş hissettim bir an.

Bu olaydan sonra pek çok seferler dikkatimi çekti… Bir çiçeğin güzelliği, bir kedinin yalanışı, martının çığlığı, kar tanelerinin düşüşü, güneşiın ışıltısı, huzur veren bir müzik, gönülden gelen bir dua, meditasyon… Bunlar gibi pek çok şey bizi bulunduğumuz düşünce girdabından bir an için bile olsa bizi çekip kurtaran şeylerdir. Bizi götürdükleri yer ise, her an içimizde bulunan  o sonsuz huzur.

Gerisi bize kalmış. O huzurun bize olan yakınlığını bilmek ve oraya istediğimiz an geri dönebilmek için gerekli mihenk taşlarını koymak veya zihnimizin kaosuna geri dönerek bizi götürdüğü ne diyarsa oralarda yaprak gibi savrulup durmak.

Dolayısıyla, sıkıntılı günlerinizde, sıkıntılı zamanlarınızda size huzur veren şeylere daha çok dikkat edin. Bunlar çok küçük şeyler olabilirler. Genelde de öyledir. Ama sizi bulunduğunuz zihinsel kaostan çıkartır, bir an bile olsa sonsuz bir huzura götürürler. Bu fırsatı kaçırmayın. Ve o hisse bütün gayretinizle asılın. O his, sizin kaostan çıkış biletinizdir.

Unutma ! Hayatın bütün fırtınalarının ortasında bile.jpg

Hâlâ seni kurtaracak kişiyi bekliyorsan…

Nedense bekler dururuz… Bize aşırı düşkün olan annemiz bizi tembelliğe alıştırdığı için mi? Herşeyi hazır bulduğumuz için mi? Yapabileceğimize inanmadığımız için mi? Lâyık olmadığımızı düşündüğümüz için mi?

Nihayet bir gün bakarız ki, uzun zamandır etrafımızda ki ebeveyn bizden başkası değildi. Kimse bizim için yemek yiyemedi, ilâç içemedi, okula, işe gidemedi… gülemedi, ağlayamadı, sevemedi… okuyamadı, öğrenemedi.

Ne yaptıysak biz bize yaptık. Ne yapmadıysak da biz bize yapmadık.

Hâlâ seni kurtaracak kişiyi bekliyorsan.jpg

Artık zamanı…

Kalkıp toparlanmanın, ondan bundan yardım beklemek yerine, ondan bundan ve aslında kendi ruhumuzdan öğrenerek, kendi ayaklarımızın üzerinde durmanın  artık zamanı…!

Birisi sana gerçek yüzünü gösterdiğinde…

Birisi sana gerçek.jpg

Özellikle değer verdiğimiz kişilerin art niyetlerini görmek son derece üzücü bir durumdur. Pek çoğumuz bu durumda kalp kırıklığımızın acısıyla gerçekleri görmekten kaçarız. Bizim kötülüğümüze sebep olmuş olanlar, yaptıkları için özür dilemek ihtiyacı bile duymuyor olabilirler. Oysa biz onlar adına binbir mazeret bularak onları affedebilmek için elimizden geleni yaparız. Ancak bu sadece daha çok kandırılmamıza ve sonuçta çok daha fazla üzülmemize sebep olur.
İnsanları oldukları gibi kabul edin. Sevip sevmemek sonraki seçenektir.

Blog İstatistikleri

  • 3,064 görüntüleme
Follow Çıkış Kapısı on WordPress.com